Yurdumun insanları gariptir benim artık havasından mıdır suyundan mıdır bilemedim.. Yani gerçekten özenle seçilip bi araya getirilmiş gibiler. Başlayalım öleyse..
Mesela daha dün gelişen bi olayı anlatmak isterim. Her akşam olduğu gibi odamızda bi yandan geyik muhabbeti yapıyorduk bi yandan kucağımda laptop bişilerle uğraşıyodum bi yandan da göz ucuyla da olsa kimya çalışmaktaydım. Bi anlık sessizlikte gerçekleşti bütün olay çığlık ve ağlama sesleri yükseldi yan odadan(kız yurdu doğaldır diceksiniz ama değildi gerçekten o tizlikte bi ses normal olamazdı). Herkesi bi paniktir aldı gitti, koşarak çıktık odadan şuursuzca. Tam yan odaya vardım ki ''Pınar koş kolonya getir!'' dediler. Eee mecburen gittim kolonya aldım tekrardan vardım odaya. Bi baktım yerde bi tip, ağzını on metre açmış kulakları sağır edecek tizlikte bi sesle ağlıyor. Yere yatmış bi hoca beş kız kaldıramadık kızı deli oldum ''Bırakın beni yaaaa!'' diye bağırıyor. Biz de bıraktık oda arkadaşları devraldı kızı.Odamıza tekrar döndük ne olmuş diye merak etmekteydim haliyle annesi falan öldü sandım bi kız başka nasıl o hale gelebilirdi aklım almıyordu. Ama hemcinslerimin biraz da olsa sorunlu olduklarını unutmuşum. Meğersem bir buçuk aydır çıktığı çocuk bundan ayrılmış.. Sinir oldum bi insan nasıl bu kadar ezik olabilir annesi ölse o kadar ağlamaz kendinden geçmez. Bi erkek yüzünden bu hale gelmek rezillik ya bu kadar mı acizsin?? Tamam merak etmeyin sinirlenmedim dün çok sinirlenmiştim ama şimdi geçti.. Hani uzun süreli bi ilişki olsa yine biraz daha anlayacağım ,alışkanlık sonuçta bi yerde yani alışkanlıklardan vazgeçmek kolay değildir ama yani yerlerde sürünmeye değer mi ?? Böğürmeye değer mi? Hastalıklı insanların hastalıklı tepkileri işte.Belki de çok sevmişti öyle deme Pınar diyebilirsiniz ama bana inandırıcı gelmiyor.Ağlayacak mısın? Ağla ona da tamam bi taraflarını yırtıp milleti etrafına toplamanın ne anlamı var ? Bildiğin şov bu yani. Çok katı düşündüğümü düşünenleriniz varsa aranızda bi de olayın yaklaşık 20 dakka sonrasını inceleyelim. o kendini yırtan kız gelir bizim kapıyı çalar , gayet neşelidir o 20 dakka önceki kız gitmiş yerine başka biri gelmiş ve sorar ''kızlar su ürünleri mühendisliğinde okuyan var mıydı aranızda?'' ses tonunda en ufak bi burukluk yoktur. Daha da bişi demem yani hala kızı savunanlara..
Tabi bi de kantinci amca var ben deli eden kantinde sırf o çalışmıyor tabi ama onun olduğu zamanlar tam bi kabus. Bi kere duymuyor gerçekten ahı gitmiş vahı kalmış adamın. Ayrıca ultrayavaş bi insan bi para verişi var teker teker .. Hele bi de yanlış hesap yapması yok mu? Önünde hesap makinası var be adam zahmet et de yazı ver be hacı ama nerdeee???..... Tamam yanlış hesap yapıyosun bari doğru yaptığını iddia etme demi? ama tabi ki o da yok=))
Çamaşırcı teyzeyi de anmadan geçemiycem tonton bi insan bekler herkes çamaşırcı teyze diyince şahsen ben öyle beklerdim ama ekstra suratsız bi insan. Sabah günaydın teyze nereye koyayım diyorum çamaşırlarımı ''Aha şuraya'' diye cevap veriyor, surat beş karış. Bu kadar kibardır kendileri...Tokat gibi cevaplarla sabah sabah insanın karnını doyurur sağolsun. Napalım her çamaşırcı teyze tonton olcak diye bi yasa yok sonuçta..
Bu da yurdumun hallerinden kötü örnekler komikleriyle karşınızda olucam biliyorum heyecanlandınız. Hadi hoşçakalın!=))
23 Aralık 2010 Perşembe
13 Aralık 2010 Pazartesi
karlar düşer..
Ankara bir başka güzel karla .. Yazın doğmama rağmen kışı daha çok seviyorum bir anormallik var bu durumda ama neyse..
Bu şehri bile beyazla masumlaştırabilen sevgili kar'a sesleniyorum daha çok yağ! Yağ ki üstüne bastığım andaki o kıtırtı sesini daha çok duyabiliyim( bence hayattaki en güzel seslerden biri)! Yağ ki ört bütün karanlıkları,üstüne uzandığımda soğukluğunla uyuştur bedenimi sadece ruhumla başbaşa bırak beni. Yağ ki karstaki çocukluğuma;ellerim donduğunda ,çocukluğun vermiş olduğu cahiliyetle donmuş ellerimi sıcak suyun altına tuttuğum güne , hiç canım yanmamışçasına ellerimi tekrar kartopu savaşında iyice mahvettiğim ertesi güne götür beni. Yağ ki kollarımı ve bacaklarımı açıp kapatarak bile olsa bi meleğin suretini çizebileyim.
Kimbilir daha neler çağrıştırıyordur kar başka insanlar için bugün dolmuş durağından metroya doğru yol alırken kar dolu ağaçların altında düşünmenin ,yürümenin ne kadar güzel bişi olduğunu farkettim. beyazın muhteşem bi kavram olduğunu içinde bütün renkleri barındırdığı halde hiçbiri olmadığından tapılası bişi olduğunu anladım.
Bu kısa seyahatime bu kadar düşünceyi bi bünyeye sığdırdığım için kendimi de ayrı bi tebrik etmek isterim tabi.
Düşünmek gerçekten gereksiz bi o kadar da gerekli bişi. Diğer canlılardan farkımızsa düşünmek, düşünmek lazım! Fazla düşünmek iyi değil tabi ama az düşünmek de iyi değil. Neyse tamam saçmalamaya başladım .
İçimde kalan bişi var onu burdan yazmak isterim kısa seyahatimde ARDA arkadaşımın yaptığı börekten bana ayırmayışının da kafamı yoran meselelerden biri olduğunu da belirtmek isterim.(Topluca kınayalım Arda'yı bu davranışı için ehehe=))Evet bence bu baskıyla bi kere daha yapıcak.
Son olarak Akrep Nalancığımdan bi eserin sözleriyle veda etmek isterim "Karlar düşer düşer düşer ağlarım.." . Karlar düşsün ama hiçbirimiz ağlamayalım.. Hoşçakalın!
Bu şehri bile beyazla masumlaştırabilen sevgili kar'a sesleniyorum daha çok yağ! Yağ ki üstüne bastığım andaki o kıtırtı sesini daha çok duyabiliyim( bence hayattaki en güzel seslerden biri)! Yağ ki ört bütün karanlıkları,üstüne uzandığımda soğukluğunla uyuştur bedenimi sadece ruhumla başbaşa bırak beni. Yağ ki karstaki çocukluğuma;ellerim donduğunda ,çocukluğun vermiş olduğu cahiliyetle donmuş ellerimi sıcak suyun altına tuttuğum güne , hiç canım yanmamışçasına ellerimi tekrar kartopu savaşında iyice mahvettiğim ertesi güne götür beni. Yağ ki kollarımı ve bacaklarımı açıp kapatarak bile olsa bi meleğin suretini çizebileyim.
Kimbilir daha neler çağrıştırıyordur kar başka insanlar için bugün dolmuş durağından metroya doğru yol alırken kar dolu ağaçların altında düşünmenin ,yürümenin ne kadar güzel bişi olduğunu farkettim. beyazın muhteşem bi kavram olduğunu içinde bütün renkleri barındırdığı halde hiçbiri olmadığından tapılası bişi olduğunu anladım.
Bu kısa seyahatime bu kadar düşünceyi bi bünyeye sığdırdığım için kendimi de ayrı bi tebrik etmek isterim tabi.
Düşünmek gerçekten gereksiz bi o kadar da gerekli bişi. Diğer canlılardan farkımızsa düşünmek, düşünmek lazım! Fazla düşünmek iyi değil tabi ama az düşünmek de iyi değil. Neyse tamam saçmalamaya başladım .
İçimde kalan bişi var onu burdan yazmak isterim kısa seyahatimde ARDA arkadaşımın yaptığı börekten bana ayırmayışının da kafamı yoran meselelerden biri olduğunu da belirtmek isterim.(Topluca kınayalım Arda'yı bu davranışı için ehehe=))Evet bence bu baskıyla bi kere daha yapıcak.
Son olarak Akrep Nalancığımdan bi eserin sözleriyle veda etmek isterim "Karlar düşer düşer düşer ağlarım.." . Karlar düşsün ama hiçbirimiz ağlamayalım.. Hoşçakalın!
11 Aralık 2010 Cumartesi
öneri!
Selam insanlar! Yine berbat geçen fizik sınavının ardından sizlerleyim. Benimle birlikte odtü den 10 yılda mezun olma geyiği hayat bulcak sanırım=) Her neyse sınavı batırmış olmaktan dolayı kendimi ödüllendirip sinemaya gittim.
Angelina Jolie ile Johnny Depp in filmi turiste gittim. O an ki modumdan mıdır nedir çok güldüm belki o kadar komik bi olay yoktu filmde ama koptum ben. Bi kere Johnny depp e gerçekten hayranım. Adam oyunculuğun tanımını direk yansıtıyor yani nasıl bi karakter oynarsa oynasın o karakterin kişiliğine bürünüyor adam o oluyor işte tarif edemiyorum ama öyle!.. Tabi ki de bu filmde beni bitiren bi espri vardı ki asıl o yüzden beğendim galiba .
Evet anlatıyorum espriyi hazır mısınız?? (Çok meraklandınız biliyorum) Şimdi johnny depp i kötü adamlar kovalıyor bu da onlar gelmesin diye kapıyı kilitleyip otelin resepsiyonunu arayıp yardım isteyecek . Resepsiyondaki adam telefonu açıyo ve bon corno diyo (olay italya da geçtiğinden ötürü) johnny depp de buna BON JOVİ diyerek karşılık veriyo hahaha=)
Biliyorum şu an gülmüyosunuz çoğu anlattığım insan da gülmedi zaten. İşte sırf bu yüzden gidin bi johnny depp ten dinleyin evet önerim bu! Ben yazınca veya söyleyince komik olmuyor ama gerçekten komik=p
Neyse insanlar hadi kendinize iyi bakın moraliniz bozuk olunca eve tıkılıp somurtmayın kendinizi ödüllendirin veya çikulata yiyin! hoçakalııın!!!!!
Angelina Jolie ile Johnny Depp in filmi turiste gittim. O an ki modumdan mıdır nedir çok güldüm belki o kadar komik bi olay yoktu filmde ama koptum ben. Bi kere Johnny depp e gerçekten hayranım. Adam oyunculuğun tanımını direk yansıtıyor yani nasıl bi karakter oynarsa oynasın o karakterin kişiliğine bürünüyor adam o oluyor işte tarif edemiyorum ama öyle!.. Tabi ki de bu filmde beni bitiren bi espri vardı ki asıl o yüzden beğendim galiba .
Evet anlatıyorum espriyi hazır mısınız?? (Çok meraklandınız biliyorum) Şimdi johnny depp i kötü adamlar kovalıyor bu da onlar gelmesin diye kapıyı kilitleyip otelin resepsiyonunu arayıp yardım isteyecek . Resepsiyondaki adam telefonu açıyo ve bon corno diyo (olay italya da geçtiğinden ötürü) johnny depp de buna BON JOVİ diyerek karşılık veriyo hahaha=)
Biliyorum şu an gülmüyosunuz çoğu anlattığım insan da gülmedi zaten. İşte sırf bu yüzden gidin bi johnny depp ten dinleyin evet önerim bu! Ben yazınca veya söyleyince komik olmuyor ama gerçekten komik=p
Neyse insanlar hadi kendinize iyi bakın moraliniz bozuk olunca eve tıkılıp somurtmayın kendinizi ödüllendirin veya çikulata yiyin! hoçakalııın!!!!!
4 Aralık 2010 Cumartesi
missing you guys..
Belki de benim için en önemli kavramdır dostluk. Beni yeterince tanıyan herkes de bilir bunu herhalde. Ailemden uzakta yaşadığım için çoğu zaman dostlarımı ailem gibi görmüşümdür. Onlar hep benim için en kıymetli olmuşlardır. Bu yüzdendir ki biri bile küsse, kırılsa dünyam kararır kendimi dünyanın en rezil insanı gibi hissederim. Gönlünü alana kadar yapmadığım şebeklik kalmaz..
Bazen düşünüyorum da onlar da benim gibi mi düşünüyolar acaba onlar da benim için aynı şeyleri hissediyolar mı? Ben onlara kırılsam onların dünyaları da kararıyor mu acaba onlarda da dostluk kavramı aynı mı? Aynıdır herhalde yoksa nasıl dost desin bi insan karşısındakine di mi? Evet bugün buna kafa yordum çünkü hayatta en acı şey karşınındakinin sana senin ona verdiğin kadar değer vermemesidir galiba(nasıl zor kurdum bu cümleyi anlatamam umarım anlaşılır).
Bütün dostlarım yanımda olsun istiyorum onları çok özledim bencilce belki ama öyle işte.. Bu yüzden bu yazıyı yazıyorum hepinizi deli gibi özledim. Hey dost insanları duyun sesimi! Annemi de babamı da kardeşimi de özledim. Özledim özledim evet ağlıycam birazdan.. Ve ağlıyorum..
Bazen düşünüyorum da onlar da benim gibi mi düşünüyolar acaba onlar da benim için aynı şeyleri hissediyolar mı? Ben onlara kırılsam onların dünyaları da kararıyor mu acaba onlarda da dostluk kavramı aynı mı? Aynıdır herhalde yoksa nasıl dost desin bi insan karşısındakine di mi? Evet bugün buna kafa yordum çünkü hayatta en acı şey karşınındakinin sana senin ona verdiğin kadar değer vermemesidir galiba(nasıl zor kurdum bu cümleyi anlatamam umarım anlaşılır).
Bütün dostlarım yanımda olsun istiyorum onları çok özledim bencilce belki ama öyle işte.. Bu yüzden bu yazıyı yazıyorum hepinizi deli gibi özledim. Hey dost insanları duyun sesimi! Annemi de babamı da kardeşimi de özledim. Özledim özledim evet ağlıycam birazdan.. Ve ağlıyorum..
1 Aralık 2010 Çarşamba
ODTÜ de bir hafta..
Bunu yazsam mı yazmasam mı çok düşündüm ama aklıma başka bir şey gelmeyince yazayım dedim. ODTÜ de sadece 5 gün (hafta içi) okunduğunu düşünen zihniyet kendine dur de çünkü öyle bir şey yok. Vizelerin hepsi nerdeyse cumartesi olduğundan(mühendislikler için öyle) otomatikman bir haftadaki 6 gün doluyor. Pazar sana kaldı dediğinizi duyar gibi oldum. Evet bana kalıyor kalsın da bi zahmet!
PAZARTESİ: İki haftada bir fizik laboratuvarının olduğu gündür. İşte o günler saat: Sabahın köründe uyanır daha kargalar bile kahvaltısını(!) yapmadan yapacağınız deneyle ilgili bir quize girersin. Ama muhtemelen deneyi okumamışsındır ve kulaktan dolma bilgilerle sallar durursun (Ya tutarsa!). Deneyi yaparsın çıkışta bi quiz daha.. Deneyi yapmış olmana rağmen bunda da çok fazla fikir yürütemezsin ama bi deneyim mantığıyla hareket edersen sorun çıkmaz.Daha sonra bi kaç saat arkadaşlarla muhabbet ettikten çatıda karnını doyurduktan sonra ver elini ingilizce. Saat 17:30 olur ve gün biter..
SALI: Haftanın en lanet günüdür. Bugün de geçerse her gün geçer diye düşündüren bi gündür. Sabah iki saat fiziğin ardından mala dönersin. Daha fizik şokunu atlatmadan matematik gelir kapıyı çalar. Matematikte tüm enerjin tükenir artık ayakta kalmak için kahve veya çay dopingi ister vücut! Hele bi de matematik dersin hazırlıktaysa ve 10 dakka içinde kimya bölümünde olman gerekiyorsa ayrı bir işkencedir bu gün( ben endüstri de aldığımdan bu konuda bir sıkıntı yok..).Artık kimyadır günü noktalayan, içten içe seversin kimyayı şahsen ben severim tamamen hocadan kaynaklanır bu durum ama onu da dinleyecek gücün kalmaz uyursun 5. rüyanı falan görürsün (belki aslında bu yüzden güzeldir kimya=)). gün bitti saat:17:30.
ÇARŞAMBA: Haftanın en rahat günü sabah 2 saat ingilizceden sonra boşsun. 10:30 dan sonra hayat senin ne istersen yap=) çimlerde yatar mısın, yoksa içer misin ,ölür müsün, kalır mısın bilmem işte yap bir şey..!
PERŞEMBE: Hafif salı gününü andırır bu gün. Salı gününden güzel olmasını sağlayan da fiziğin bir saat olmasıdır bence. Ama bu günde de ders programının azizliğine uğrarsın. şöyle açıklayayım matematikten sonraki ara gerçekten gereklidir kahvaltı saatidir senin için ama fizikle kimya arasındaki o bi saat gereksizdir ne yapacağını bilemezsin o saatte muhtemelen fizik kantininde geçer zamanın. keşke o aradaki bir saat olmasa da 15:30 yerine !4:30 da çıksan dersten ama kader işte naparsın ? bu gün de bitti.
CUMA: Kadın hocaların iyi anlattığı ama erkek hocaların nedense bi türlü anlatamadığı sevgili bölüm dersimin olduğu gündür. Bu günü kötü kılan 2 özellik var. Birincisi matematiğe yetişmek neredeyse imkansızdır benim için metalurjiden iktisata yürümek kadar bi imkansızlıktan söz etmekteyim. İkincisi ise ertesi gün vizen olduğunu bilmek psikolojisidir. Bu gün çalışan(son güne kadar yatıp son gün çalışan) için bitmez 'sıçtın mavisi' dediğimiz olay yaşanana kadar devam eder. Ama neyseki çalışkan bir yapım yok (ÖSS den çıkmışım ne çalışcam ya banane!). Gün biter.
CUMARTESİ: SIIIIIIIĞĞĞĞNNNAAAAAVVVV!!!!!!!!!
Böle işte insanlar bakmayın böle anlattığıma seviyorum lan ben okulumu bunlar olumsuz yönleri ilerde de olumlu yönleriyle ilgili bi yazı yazıcam söz. Yazılarımı bitiremiyorum ya doğru düzgün bu konu da çalışıp çözüm üretmeliyim. Hadi hoşçakalın!..
PAZARTESİ: İki haftada bir fizik laboratuvarının olduğu gündür. İşte o günler saat: Sabahın köründe uyanır daha kargalar bile kahvaltısını(!) yapmadan yapacağınız deneyle ilgili bir quize girersin. Ama muhtemelen deneyi okumamışsındır ve kulaktan dolma bilgilerle sallar durursun (Ya tutarsa!). Deneyi yaparsın çıkışta bi quiz daha.. Deneyi yapmış olmana rağmen bunda da çok fazla fikir yürütemezsin ama bi deneyim mantığıyla hareket edersen sorun çıkmaz.Daha sonra bi kaç saat arkadaşlarla muhabbet ettikten çatıda karnını doyurduktan sonra ver elini ingilizce. Saat 17:30 olur ve gün biter..
SALI: Haftanın en lanet günüdür. Bugün de geçerse her gün geçer diye düşündüren bi gündür. Sabah iki saat fiziğin ardından mala dönersin. Daha fizik şokunu atlatmadan matematik gelir kapıyı çalar. Matematikte tüm enerjin tükenir artık ayakta kalmak için kahve veya çay dopingi ister vücut! Hele bi de matematik dersin hazırlıktaysa ve 10 dakka içinde kimya bölümünde olman gerekiyorsa ayrı bir işkencedir bu gün( ben endüstri de aldığımdan bu konuda bir sıkıntı yok..).Artık kimyadır günü noktalayan, içten içe seversin kimyayı şahsen ben severim tamamen hocadan kaynaklanır bu durum ama onu da dinleyecek gücün kalmaz uyursun 5. rüyanı falan görürsün (belki aslında bu yüzden güzeldir kimya=)). gün bitti saat:17:30.
ÇARŞAMBA: Haftanın en rahat günü sabah 2 saat ingilizceden sonra boşsun. 10:30 dan sonra hayat senin ne istersen yap=) çimlerde yatar mısın, yoksa içer misin ,ölür müsün, kalır mısın bilmem işte yap bir şey..!
PERŞEMBE: Hafif salı gününü andırır bu gün. Salı gününden güzel olmasını sağlayan da fiziğin bir saat olmasıdır bence. Ama bu günde de ders programının azizliğine uğrarsın. şöyle açıklayayım matematikten sonraki ara gerçekten gereklidir kahvaltı saatidir senin için ama fizikle kimya arasındaki o bi saat gereksizdir ne yapacağını bilemezsin o saatte muhtemelen fizik kantininde geçer zamanın. keşke o aradaki bir saat olmasa da 15:30 yerine !4:30 da çıksan dersten ama kader işte naparsın ? bu gün de bitti.
CUMA: Kadın hocaların iyi anlattığı ama erkek hocaların nedense bi türlü anlatamadığı sevgili bölüm dersimin olduğu gündür. Bu günü kötü kılan 2 özellik var. Birincisi matematiğe yetişmek neredeyse imkansızdır benim için metalurjiden iktisata yürümek kadar bi imkansızlıktan söz etmekteyim. İkincisi ise ertesi gün vizen olduğunu bilmek psikolojisidir. Bu gün çalışan(son güne kadar yatıp son gün çalışan) için bitmez 'sıçtın mavisi' dediğimiz olay yaşanana kadar devam eder. Ama neyseki çalışkan bir yapım yok (ÖSS den çıkmışım ne çalışcam ya banane!). Gün biter.
CUMARTESİ: SIIIIIIIĞĞĞĞNNNAAAAAVVVV!!!!!!!!!
Böle işte insanlar bakmayın böle anlattığıma seviyorum lan ben okulumu bunlar olumsuz yönleri ilerde de olumlu yönleriyle ilgili bi yazı yazıcam söz. Yazılarımı bitiremiyorum ya doğru düzgün bu konu da çalışıp çözüm üretmeliyim. Hadi hoşçakalın!..
26 Kasım 2010 Cuma
Otostop Öyküsü.
Günlerden bi gün odtüdeyim Öykü'yle buluşcaz kızılaya falan gitcektik işte klasik..Moralimde süper o gün calculus quizinden 100 almışım falan keyfime diyecek yok. Kapıya kadar otostop çekelim dedik.
Yolun karşında umutsuzca beklerken beyaz bi araba durdu ve bizi kapıya yürüme gibi bi işkenceden kurtardı sağolsun(o gün hiç yüriyesim yok idi.). Nese bindik biz arabaya, arka koltukta oturuyoruz. Bi baktık arabasına bindiğimiz şahış hafif kuul bi genç ama belli yani araba yeni o da yeni yeni falan kullanıyor o ışık var gözlerinde benim "ARABAAM!!!" =)) İlerliyoruz kapıya doğru, çocuk saçlarını önden arkaya doğru attı müziğin sesini açtı ne çalıyodu tam hatırlamıyorum ama güzel şarkıydı artist değil mi daha da açtı sesi.. Bu arada arkada biz de böle onun her ses açışında bi bakışıyoruz Öykü'yle (bakışın anlamı: oğlum çok kuul ya!). Adamın yaptıkları işe yaradı büyülendik falan:p Nese her güzel şeyin bi sonu olduğu gibi yolculuğunda sonu geldi indik arabadan. Ama biz o günden beri hiç unutmadık kuul çocuğu=)
Bugün ise dolmuş durağında beklemekteydim bi de ne göreyim?? O çocuk dolmuş sırasında !!! Bi hayal kırıklığı yaşadım içten içe kuuuldun sen naptın diye yüzüne haykırasım geldi! Artık o da sıradan bi insandı.. Yanlış anlaşılmasın dolmuş kullanan insanlar sıradan demek istemedim sadece o adamın gözümdeki tek özelliği beyaz arabalı kuul çocuk olduğundan o özelliğini de yitirmiş görünce bi sıradanlık sardı dört bir yanı=))
Belki bir gün otostop çektiğimde yine o kuul çocuğa dönüşür =))......
Yolun karşında umutsuzca beklerken beyaz bi araba durdu ve bizi kapıya yürüme gibi bi işkenceden kurtardı sağolsun(o gün hiç yüriyesim yok idi.). Nese bindik biz arabaya, arka koltukta oturuyoruz. Bi baktık arabasına bindiğimiz şahış hafif kuul bi genç ama belli yani araba yeni o da yeni yeni falan kullanıyor o ışık var gözlerinde benim "ARABAAM!!!" =)) İlerliyoruz kapıya doğru, çocuk saçlarını önden arkaya doğru attı müziğin sesini açtı ne çalıyodu tam hatırlamıyorum ama güzel şarkıydı artist değil mi daha da açtı sesi.. Bu arada arkada biz de böle onun her ses açışında bi bakışıyoruz Öykü'yle (bakışın anlamı: oğlum çok kuul ya!). Adamın yaptıkları işe yaradı büyülendik falan:p Nese her güzel şeyin bi sonu olduğu gibi yolculuğunda sonu geldi indik arabadan. Ama biz o günden beri hiç unutmadık kuul çocuğu=)
Bugün ise dolmuş durağında beklemekteydim bi de ne göreyim?? O çocuk dolmuş sırasında !!! Bi hayal kırıklığı yaşadım içten içe kuuuldun sen naptın diye yüzüne haykırasım geldi! Artık o da sıradan bi insandı.. Yanlış anlaşılmasın dolmuş kullanan insanlar sıradan demek istemedim sadece o adamın gözümdeki tek özelliği beyaz arabalı kuul çocuk olduğundan o özelliğini de yitirmiş görünce bi sıradanlık sardı dört bir yanı=))
Belki bir gün otostop çektiğimde yine o kuul çocuğa dönüşür =))......
25 Kasım 2010 Perşembe
Bitmesi gereken hafta!
Nerden nasıl başalasam? Gerçekten çok yorgun ve bitkin bir insana dönüştüm bu hafta. Hiç bir fikrim olmayan bölüm dersimden sınavım var bir şeyler çalışmaya çalışsam da boşa hiç bir şey algılayacak, anlayacak gücüm yok. Çevreye girişin gerçekten bana gireceğini hissedebiliyorum 6. hissim kuvvetlidir. Daha önümde kimya gibi uzun bi o kadar da kısa bi yol var. Anlayacağınız bu hafta biterse mucizelere inancım iki kat (neden iki bir fikrim yok!) daha artacak.
Yazılar kısa ve öz farkındayım gelişecek inanıyorum ya da inanmak istiyorum.. Önümüzdeki haftanın maximum gezmek minimum ders felsefesiyle ilerlemesi dileğiyleeeeeee!..
Yazılar kısa ve öz farkındayım gelişecek inanıyorum ya da inanmak istiyorum.. Önümüzdeki haftanın maximum gezmek minimum ders felsefesiyle ilerlemesi dileğiyleeeeeee!..
24 Kasım 2010 Çarşamba
ben de burdayım artık..
Herkese selam! Saçma sapan anılarımı yazmak için geldim galiba ben buraya daha doğrusu daha bi anlam veremedim niye blok açtığıma ama birlikte göreceğiz artık.. Edebi yazılar yazabileceğimi zanneden insanlar varsa bu beklentilerinin gerçekleşmeyeceği konusunda garanti verebilirim! Amaçsız bir açılış yazısı oldu farkındayım=) Bu yazının artık bitmesi lazım, bitti diyim bitsin! BİTTİ!!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)